Hekim Gözünden Türkiye'de Meslek Hastalıkları

Meslek hastalıkları, klasik tanımlardan başlayarak giden mevzuatlarımızda ayrıntılı yer almış ancak uygulamada hala bir yerlere varılamamış bir konudur. Aslında, dünyadaki diğer ülkelerin resmi verilerine baktığımız zaman çok güzel bir yerdeyiz!! Ancak, acaba gerçeklerle bu durum ne kadar örtüşmektedir? Hepimizin kabul ettiği bir gerçek ortadadır; kayıt dışılık, alt üst iş veren ilişkileri, kamuda ve özel sektördeki taşeronlaşma zaten var olan kayıt dışılığı iyice körüklemiştir. Maruz kalma süreleri, yükümlülük süreleri, maruziyet yoğunluğu vb. bir çok kavram hem günlük yaşamımızda hem de mevzuatımızda yerini almıştır.

akciger-filmi

 

Bu konuda ilerleme kayıt edebilmemiz için en onemli nokta meslek hastalığının ön tanısı ve tanısının koyulabilmesidir. Tıp Fakülteleri eğitiminde bu konu çok yüzeysel ve diğer yoğun proğramlar nedeniyle üzerinde durulmayan bir konudur. Anlatılanlar da istatistiki veriler, yüzeysel programları geçmemektedir. Bu nedenle de işyeri hekimliği ancak TTB'nin gayretleri ve uzun süreli çalışmaları sonucunda ülke gündemine girebilmiştir. Hatta bu konuda işveren örgütlerinin olağanüstü engelleme gayretlerine rağmen o dönemde yasalara girmiştir. TTB , sertifika proğramlarında meslek hastalıkları konusuna yer vermiştir, kısıtlı zaman nedeniyle detaylandırılamasa da hekimlerde bir farkındalık yaratmıştır. Ancak bu konuda hekimlerin bireysel gayretleri ve iş güvencesi korkusu nedeniyle kaplumbağa hızıyla olan gelişmeler aynı hızda devam etmektedir. Öncelikle tanı koymada işyeri hekimleri bilgi eksiklikleri nedeniyle yetersiz kalmaktadırlar. Mevzuat genelde işyeri hekimini bu konuda etkin göstermekteyse de iş güvencesi olmaması nedeniylede işyeri hekimleri bilse de bilmemezlikten gelebilmektedirler. İşyeri hekimliği sertifika programlarında genel görünüm olarak "yasal süreçte sorumluluktan kurtulma nasıl olur" tarzı bilgilendirme yapılmakta, çalışan sağılığından çok hekimin sorumluluktan nasıl kurtulacağının bilgileri bol rakamsal veriler eşliğinde anlatılmaktadır.

 

Meslek hastalığında ilerleyen yazılarımda detaylara girmeye çalışacağım. Ancak temel konu şimdilik işyeri hekimlerini teorik gelişimlerini tamamlamaları ve bu konuda referans hastane tanımlamaları ve o hastanelerdeki uzmanları mesleki hastalık tanısı koyma becerilerini arttıracak donanıma sahip olmaları gerekmektedir. Ben işyeri hekimliği yaptığım süreçlerde genelde bu hastanelerdeki tanıların mesleki şüpheli diye kesin tanı olmamasından rahatsızlık duymuşumdur. Ancak ifadede kesinlikle eleştirilemez tanının kesinleştirilmesi konusu hastayı daha iyi tanımaktan geçmektedir, "hastalık yoktur hasta vardır" gerçeği burada da önem kazanmaktadır.

* Bu makalenin yayın hakları www.is-sagligi-ve-guvenligi.com websitesine ait olup, referans belirtilmeden kullanılması halinde kanuni haklarımız saklı bulunmaktadır.

Ek Bilgi