Kaynak İşlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği

Neredeyse üretim yapılan tüm sektörlerde pratik ve süratli olması sebebiyle metal malzemelerin kesilmesi ve birleştirilmesi işlemlerinde yoğun olarak kullanılan çeşitli kaynak yöntemlerinin yarattığı tehlikeler ve bunlara bağlı risklerin önlenmesi için öncelikle bu tehlikelerin sınıflandırılması gerekmektedir.

kaynak-uyari-isaretleri


Kaynak işlemlerinde çalışanlar ve çevrenin maruz kaldığı tehlikeler; toz, gaz ve duman gibi hava kirleticiler, kaynak esnasında ortaya çıkan zararlı ışınlar, çalışma ortamında ortaya çıkan gürültü, elektrikle çalışma kaynaklı tehlikeler, endüstriyel gazlar ve basınçlı gaz tüplerinin yol açacağı tehlikeler ve kaynak yapılan ekipman ve ortamdan kaynaklanan tehlikeler şeklinde özetlenebilir.
Bu tehlikeler ve ortaya çıkaracağı risklere karşı alınacak önlemler konusunda ilk yaklaşım olan tehlikeyi kaynağında önlemek gerekliliği bir yana, toplu koruma yöntemlerinin ön planda tutulması gerekirken pratik uygulamada genellikle kişisel koruyucu donanımlarla geçiştirilmeye çalışılan uygulamalara şahit oluyoruz.
Herbirinin kendine has tehlike ve riskler içerdiği birbirinden farklı kaynak yöntemlerinde iş sağlığı ve güvenliği konusunda birinci önceliğin çalışanların maruz kaldıkları tehlikelere karşı bilgilendirilmesi gerekliliğinin (4857 Sayılı İş Kanunu ? Madde 77) her zaman öncelikli konu olduğunu hatırlatmak isterim.
Bu bağlamda, kaynak işlerinde çalıştırılacak işçilerin seçimi ve eğitimi ortaya çıkabilecek tehlike ve risklerin önlenmesinde büyük önem taşımaktadır. Kaynakçı seçiminde göz önüne alınması gerekenler;
Kaynakçının yetkinlikleri ve bilgi seviyesi nedir?
Kaynakçıların ilgili kurumlardan sertifikası var mıdır?
Kaynakçının önceki deneyimleri nelerdir?
Kaynakçı yapılacak kaynak testinde başarılı olabilmiş midir?
Bu soruların cevapları sadece işe alınacak kaynakçının değil etrafında çalışacak olan diğer işçilerin güvenlikleri açısından da önem taşımaktadır. Yazımızın başında sıralanmış olan kaynak işlerindeki tehlikelere ilaveten elimizde önemli bir sayısal veri olması açısından HSE (Health and Safety Executive) kayıtlarına göre İngiltere'de her yıl kaynakçılara ilişkin 1000'in üzerinde iş kazası rapor edilmekte ve bunların yaklaşık 300 kadarı kırılma ve ampütasyon ile sonuçlanmaktadır. Bu kazaların arasında ön plana çıkanlar ise; elle taşımaya ilişkin kazalar, kayma düşme ve sıkışma kazaları ve son olarak da hareket eden veya düşen nesnelerin çarpması sonucu ortaya çıkan kazalardır. Bu arada şunu da belirtmekte fayda var ki, 128 no'lu ILO tavsiye kararında erkekler için en fazla elle kaldırma yük ağırlığı 55 kg ile sınırlandırılmıştır.  Mevzuatımızda yer aldığı halde uyulmayan konulardan başta geleni ise kaynak işçilerinin çalıştırılma saatleridir. Sağlık Kuralları Bakımından Günde Ancak Yedibuçuk Saat veya Daha Az Çalıştırılması Gereken İşler Hakkında Yönetmelik madde 4'e göre (o-1,2,3) her çeşit koruyucu gaz altında yapılan kaynak işleri, tozaltı kaynak işleri ve oksijen ve elektrik kaynağı işlerinde çalışma saatleri 7,5 saat ile kısıtlanmıştır.


Kaynak işlerinde ortaya çıkan genel tehlikelere kısaca değinecek olursak;
Kaynak arkının sıcaklığı 6000ºC'ye kadar ulaşabilir. Gerek doğrudan kaynak arkı veya erimiş metal havuzuna temasta, gerekse tam olarak soğumamış iş parçasına temasta ciddi deri yanıkları riski bulunmaktadır. Bu doğrultuda, kaynakçının yanmaz eldiven, deri iş önlüğü, tozluklar gibi uygun iş elbisesi ile donatılmış olması ve bu elbiselerin ömürleri ve koruyuculuklarının devamlılığı açısından temizliği büyük önem taşımaktadır.
Kaynak ortamında ortaya çıkan zararlı ışınlar ise en sık karşılaşılan sağlık problemlerinden birine sebep olmaktadır. Sanıyorum kaynak yapılan ortamda bulunup da -piyasa ağzıyla- gözünü kaynak almamış kişi sayısı azdır. Özellikle yüksek frekansı ve kısa dalga boyu ile görünür ışık bandının dışında yer alan ultraviyole (morötesi) ışınlar bu konuda en tehlikeli olanıdır. Şöyle ki, parlak ışıklar ve infrared (kızılötesi) ışınlar gibi insan gözünün algılayabildiği ışınlara karşı rahatsızlık duyan kişi gözünü kapatmak veya başını çevirmek süretiyle bu ışınların zararlı etkilerinden -görece- korunabilmekte iken, morötesi ışınlara karşı doğrudan veya etraftan yansımalardan kaynaklanan maruziyette tamamen korunmasız kalınmaktadır. Bu doğrultuda, uygun filtrasyonu sağlayacak kaynak maskelerinin seçimi, zararlı ışınlarının etrafta çalışan diğer işçileri etkilememesi için perdelenmesini sağlayacak paravan (İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü madde 323'e göre en az 2 metre yüksekliğinde) veya odacıkların teşkil edilmesi, çalışma ortamı ve iş ekipmanlarının renk seçiminde yansımaları önleyecek renklerin tercih edilmesi birincil derecede önem taşıyan koruma yöntemleridir.
Özellikle ark ve plazma kaynağı yöntemlerinde ortaya çıkan gürültü 85-105 dB seviyelerine ulaşabilmekte, buna bir de ortamda kaynağa ilişkin yan işlemlerden kaynaklanan gürültü eklenince işçiler kalıcı işitme kayıplarına sebep olabilecek yüksek gürültüye maruz kalmaktadırlar. Bu konuda alınacak önlem kulak koruyucular gibi KKD sınıfında yer alan ekipmanlardan ziyade iş ortamının iş akışına en uygun olacak şekilde bölümlenmesi ve yüksek gürültü kaynaklarının mümkün mertebe çalışma ortamından izole edilmesi şeklinde olmalıdır.
Pek çok zaman büyük ve ağır iş parçalarının kullanıldığı kaynak işlerinde önemli bir konu da parça düşmelerine bağlı iş kazası riskleridir. Bu doğrultuda çelik burunlu iş ayakkabısı veya baret gibi koruyucu donanımlar olmadan ortamda işçi çalıştırılmaması gerekmektedir. Parçaların taşınması esnasında kullanılan ekipmanların düzenli bakımlarının yapılması ve ağır parçaların elde taşınmaması da bir diğer önemli korunma yöntemi olarak sayılabilir.


Kaynak işlerinde ortaya çıkan iş kazalarında en ciddi yaralanmalar ve hatta ölümler ise çoğunlukla yüksekte çalışma ve kapalı ortamda çalışmaya ilişkin tehlikelerden kaynaklanmakta olup bu konuda alınması gereken önlemleri daha kapsamlı olarak ileride ele alacağız. Ancak yüksekte yapılan çalışmalarda diğer kişisel koruyucu donanımlara ilaveten, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü 521. maddesine göre 4 metreden, Yapı İşlerinde İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü 13. maddesine göre 3 metreden yüksek yerlerde çalışanlara emniyet kemerleri verilmesi zorunludur. Kapalı ortamlarda yapılan kaynak işlerinde de, ortam oksijen düzeyi yetersizliği, zararlı gaz, duman ve buharlar, tozlu ve patlayıcı hava koşullarına karşı sürekli gözetim altında tutulmalı, dışarıda deneyimli bir gözetimci olmadan kaynaçı tek başına böyle bir ortamda çalıştırılmamalı, gaz/toz maskeleri veya oksijen sağlayan kişisel koruyucu donanımlara ilaveten mümkün mertebe ortam havası hava kirleticilerden arındırılacak ve ortama taze oksijen sağlanacak havalandırma çözümlerinin uygulanması gerekmektedir. Kapalı alanlarda doğru akım (DC) kaynak makineleri tercih edilmeli ve boşta çalışma gerilimi 48V değerini geçmemelidir. Gerekiyorsa aydınlatma 24V seyyar lambalarla yapılmalıdır. Havalandırma kaynakçı başına 900-1400 m3/saat kirli hava uzaklaştırılacak şekilde yapılmalıdır. Özellikle kapalı alanlarda yapılacak işlerden önce risk değerlendirmesi yapılması ve acil durum planlarının hazırlanması gerekmektedir. Unutulmaması gereken bir diğer önemli nokta ise kapalı ortamlarda yapılacak çalışmaların mutlaka yazılı izin karşılığında olması gerekliliğidir.

kaynak-kisisel-koruyucu-donanimKaynak esnasında ortaya çıkan hava kirleticiler, açık havada yapılan çalışmalarda etrafa dağıldığı için çok büyük risk teşkil etmemekle beraber bu gaz, toz, metal buharı ve dumanların solunmaması için kaynakçının hava akış yönünü arkasına alması gerekir. Özellikle buharlaşan metallerin oksitlenmesiyle ortaya çıkan metal oksitler kaynak dumanının en önemli bileşeni olup, metal dumanı ateşi, akciğer rahatsızlıkları ya da zehirlenmeler gibi çeşitli kronik veya akut rahatsızlıklara sebebiyet verebilirler. Bu hava kirleticiler uzun vadede akciğerlerde birikerek pnömokonyoz riski teşkil ederler. Metal oksitlerde karbon, kalay, demir ve aluminyum nispeten daha az zararlı olmakla beraber kadmiyum, krom, nikel, kurşun, vanadyum, mangan, civa, molibden, titanyum ve çinkonun oluşturduğu metal oksitler irritan ve toksik etki gösterirler. Örneğin demir oksit MAK (müsade edilen azami konsantrasyon) değeri 10mg/m3 olup üzerindeki değerlerde akciğer hastalığı olan siderosis'e sebebiyet verebilir. Ancak krom, kurşun veya mangan oksitleri kanserojen olup daha ciddi sağlık problemlerine sebebiyet verebilirler. Çalışma ortamında müsade edilen en fazla metal oksit dumanı 2 mg/m3'dür. Çalışanların hava kirleticilere maruziyetini azaltmak için genel yaklaşım olarak ortamda kaynakçı başına 284 m3 hava hacmi ve tavan yüksekliği en az 5 metre olmalıdır. Yapılacak genel havalandırmada birim çalışma alanı yüzölçümü için 50 m3/saat hava değişimi sağlanmalıdır. Genel havalandırmaya ilaveten yerel havalandırma yapılacaksa, kaynak işlemine uzaklığı 60 cm olmalı ve havalandırma hızı 30 m/dak olmalıdır.
Kaynak işlerinde en büyük tehlikelerden biri de elektriktir. Elektrik şoku riskine karşı hiçbir zaman ana eneji kesilmeden kaynak kablosu bağlantıları veya değişiklik yapılmamalıdır. Kaynak makinesi mümkün mertebe ana elektrik bağlantı noktasına yakın konumlandırılmalıdır. Tüm kablo ve bağlantılar temiz tutulmalı, düzenli bakımları yapılmalı, boydan boya elektrik yalıtımının hasarsız olduğundan emin olunmalıdır. Kaynak ortamındaki tüm elektrikli ekipmanların topraklanması ve kullanılan tüm kabloların çalışma şartlarına uygun seçilmesi gerekir. Olanakların izin verdiği ölçüde yalıtılmış zeminlerde çalışma yapılmalıdır. Çalışanlar kauçuk esaslı yalıtımlı iş ayakkabısı giymelidir. Asla çıplak ve nemli elle elektrod değişimi gibi işlemler yapılmamalı, kuru ve temiz eldivenler kullanılmalıdır. Makine üzerinde arıza giderme çalışmaları uzman personele bırakılmalıdır. Şaseleme yaparken gaz veya diğer sıvı boruları kullanılmamalıdır, aksi durumda diğer çalışanlar patlama ve elektrik şoku riskiyle karşı karşıya kalabilir. Üretim sektöründe çoğunlukla kaynak makinelerinin ortalama 30-40 V değerler arasında çalışması sebebiyle tehlikeli olmadıklarına dair bir yanlış inanış vardır. Oysa bu makinelerin boşta çalışma gerilimleri 70-100 V değerlere ulaşabilir, özellikle kaynak yapılmayan anlarda ıslak elle temas halinde direnç de düşeceğinden çalışanın vücudundan yüksek akımların geçmesine ve elektrik şokuna sebebiyet verebilir. Özellikle dikkat edilmesi gereken husulardan birisi de elektrik direnç kaynağı gibi yüksek akım değerleri kullanılan kaynak yöntemlerinde ortamda bulunan manyetik alanın yaratacağı tehlikeler olup, kalp pili ve benzeri sağlık techizatı taşıyan kişiler için büyük risk teşkil edebilir.
Kaynak işlerindeki en tehlikeli durumlardan biri de gaz kaynaklarına ilişkin olanıdır. Bu konuda gerek kaynak operasyonu, gerekse gaz tüplerinin kullanımı ve saklanmasıyla ilgili yapılacak dikkatsizlikler ve ihmaller çok ağır sonuçlar doğurabilir. Bu tip kaynaklarda en büyük tehlikelerden biri gaz sızıntısı olup, özellikle kolay farkedilmemesi ve yüksek derecede yangın ve patlama riski içermesi nedeniyle oksijen tüpleri birinci sıradadır diyebiliriz. Zira oksijen sızıntısı ortamda yüksek konsantrasyonda oksijene, dolayısıyla en küçük açık alev, sigara, elektrik kıvılcımının yangın ve patlama yaratma potansiyeline katkıda bulunduğu gibi yağ ve gres gibi maddelerin de kolaylıkla parlamasına sebep olabilir. Özellikle oksi-asetilen ekipmanları ve bunların bağlantı noktaları kesinlikle gres ve yağdan arındırılmış olmalıdır. LPG'nin ortamdaki konsantrasyonu açısından parlama aralığı %2-10 arasında iken, bu değer asetilen gazı için %1,5-81 arasındadır. Bu geniş aralık sanıyorum asetilen gazının ne denli tehlikeli olduğu ve az ya da çok neredeyse her orandaki konsantrasyonunun yangın ve patlama riski içerdiğinin en önemli sayısal verisidir. Oksi-asetilen kaynağında atlanmaması gereken bir diğer husus bakır ve zengin bakır alaşımlarının asetilen ile kesinlikle kullanılmaması gerektiğidir. Bunun yanısıra eşit basınçlı veya enjektörlü tip şaloma kullanımına göre dikkat edilmesi gereken kurallar vardır ki, daha sonraki yazılarımızda detaylı olarak ele alacağız. Burada en dikkat çekilmesi gerekli konu, arızalı ya da kırık regülatör vb. ekipmanların kullanılmaması gerektiği, hortumların en az 5 metre uzunlukta olması, hortum çaplarının yanıcı gaz için 9 mm, yakıcı gaz için 6 mm olması gerektiği gibi detaylardır. Alev geri tepmesine karşı geri tepme emniyet valflerinin kullanılması da oksi-gaz kaynağında en önemli emniyetli çalışma önlemlerinden birisidir. Oksi-gaz kaynağında kullanılan tüplerin saklanması ve bakımları da önem arzeder. Temel prensip olarak, tüpler aşırı sıcak (doğrudan güneş ışınları) ve aşırı soğukta saklanmamalı, yanıcı ile yakıcı gaz tüpleri ve dolu ile boş tüpler bir arada saklanmamalıdır. Yatık istiflemede en fazla 4 sıra tüp bulunmalı, dik olarak kullanılan veya saklanan tüplerin zincir gibi elemalarla devrilmesi engellenecek önlemler alınmalı, dışarıdan gelecek darbelere karşı muhafaza başlıkları daima tüplerin üzerinde takılı olmalıdır.


Kaynakla çalışmada iş sağlığı ve güvenliği konusunun genel çerçevesini çizmeye çalıştığımız bu yazıda ele alamadığımız detayları ilerleyen günlerde alt başlıklar halinde incelemeye çalışacağız. Ancak konuyu bitirmeden önce tekrar hatırlatmak isterim ki, en ciddi kaza ve yaralanma sebeplerinden birisi eğitim eksikliğidir. Bir takım tezgahı, görece büyüklüğü ve üzerindeki çeşitli kumanda tertibatının karmaşık görüntüsü sebebiyle yetkisiz personelin gözünü korkutup, uzak durmalarına sebep olurken, özellikle imalat yapılan yerlerde el altında bulunan kaynak ekipmanı çoğu zaman yeterli bilgisi ve tecrübesi bulunmayan yetkisiz kişilerce de kullanılabilmektedir. Her ne kadar daha dinamik çalışma ortamı, iş yetiştirme kaygısı gibi pek çok gerekçenin arkasına sığınılsa da, işyerinde yetkinliği olmayan personelin kaynakçılığa soyunmasının çalışanlar ve işletme açısından ciddi sağlık ve güvenlik risklerini beraberinde getirdiği unutulmamalıdır.    

* Bu makalenin yayın hakları www.is-sagligi-ve-guvenligi.com websitesine ait olup, referans belirtilmeden kullanılması halinde kanuni haklarımız saklı bulunmaktadır.

Ek Bilgi