Türkiye'de Çocuk İşçiliğiyle Mücadele

Bu yazımızda TİSK yayınlarından bir alıntıyla Türkiye'de çocuk işçiliğiyle mücadele konusunda yapılan çalışmaları ele alacağız.

cocuk işçi

 

 

Ulusal mevzuat çerçevesi ve çocuk işçiliği ile mücadelenin siyasi, yasal ve kurumsal düzeylerde başlıca politikalara dahil edilmesi

? Çocuk İşçiliğinin En Kötü Biçimlerine ilişkin 182 sayılı Sözleşme Türkiye tarafından 2 Ağustos 2001?de onaylanmıştır.
? ILO?nun 138 sayılı İstihdama Kabulde Asgari Yaş Sözleşmesi Türkiye tarafından 30 Ekim 1998?de onaylanmıştır.
? BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme Türkiye tarafından 04 Nisan 1995?te onaylanmıştır.

Çocuk işçiliğiyle ilgili politikalar ve programlar Türkiye ulusal mevzuatına dayanmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında belirtilen haklara ek olarak çocukların istihdamıyla ilgili bütüncül temel yasalar vardır. Öncelikle 10 Haziran 2003 tarihli Resmi Gazetede yayınlanmış olan 4857 sayılı İş Kanunu 15 yaşın altında çocukların istihdam edilmesini yasaklar ve buradaki hükümlerin etkili şekilde uygulanmasını sağlamaya yönelik cezalar öngörür.

İkinci olarak, 4702 sayılı Yasayla değiştirilen 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu istihdam öncesinde bilgi ve becerilerinin geliştirilmesi için tüm çocukların eğitilmesini ve zorunlu öğrenimlerini tamamlamış ve bir işyerinde çalışmaya başlamış olan çocuklar için çıraklık eğitimini şart koşar.

Üçüncü olarak, 1593 sayılı Umumi Hıfzısıhha Kanunu çocukların çalışma koşullarını düzenler. Yasa 12 yaşın altındaki çocukların sıradan işçiler olarak istihdam edilmesini yasaklar ve 12-16 yaş arası çocuk çalışanların günlük mesaisini sekiz saatten az olacak şekilde sınırlar.

Dördüncü olarak, 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu okula kaydolduklarını belgelememeleri halinde ilköğretim çağında olan çocukların istihdam edilmesini yasaklar. Okula kayıt olduğunu belgeleyebilenlere yalnızca okul saatleri dışında çalışma izni verilir.

Beşinci olarak, zorunlu eğitimi kesintisiz olarak beş yıldan sekiz yıla çıkaran 4306 sayılı Kanun, 15 yaş altı çocukların okulda tutulması yönünde büyük bir etkendir. Anayasaya ve yukarıda sayılan 5 yasaya ek olarak Sendikalar Kanunu, Kolluk Kuvvetlerinin Görevleri ve Yetkileri hakkında Kanun, Belediyeler Kanunu ve Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu ile özellikle yeni Çocuk Koruma Kanunu da çocuk işçiliği sorununa yönelik tedbirler içerir.

Çocuk işçiliğinin sona erdirilmesi amacına yönelik mevcut ILO Programları ile ILO Taraflarının gerçekleştirdiği faaliyetler

1992?de Türkiye IPEC programları ve yardımı yoluyla çocuk işçiliğine karşı doğrudan eyleme geçen ilk altı ülkeden biri olmuştur. 1992 ile 2007 yılları arasında toplam 120 eylem programı gerçekleştirilmiştir. Bu 15 yıllık süre boyunca yürütülen IPEC projeleri ile yaklaşık 100,000 çocuğa ulaşmıştır. Bu çocukların yüzde altmışı işten çekilerek okullara yerleştirilmiştir. Geri kalan yüzde 40?lık kesim çalışma koşullarında yapılan iyileştirmelerden ve sağlık, beslenme ve mesleki eğitim hizmetlerinden yararlanmışlardır. Ayrıca, 40,000?in üzerinde aile danışmanlık hizmetleri ve yardım almıştır. Geliştirilen stratejiler ve Programın hedeşeri ulusal politikalarla ve hedeşerle tutarlıdır ve mevcut ulusal yapıları güçlendirmekte ve kuvvetlendirmektedir.

1992-1993 arasındaki iki yıllık süre boyunca programın asıl vurgusu Türkiye?deki çocuk işçiliğinin niteliğinin ve boyutunun anlaşılması olmuştur. Yürütülen programların çoğu kilit aktörlerin çocuk işçiliğine yönelik farkındalığını arttırmayı ve bu konudaki mücadeleye yönelik kurumsal kapasitenin genişletilmesini hedeflemiştir. Kolayca tekrar edilebilen, küçük ölçekli az sayıda doğrudan eylem programı da gerçekleştirilmiştir.

1994-1995 arasındaki iki yıllık sürede yeni ortaklıklar aranmış ve önceki programlar tekrar edilerek genişletilmiştir. Önceki proje uygulamasında elde edilen deneyim, projelerin daha iyi tasarlanmasına yardımcı olmuştur. 1996-1997 arasında Devlet İstatistik Enstitüsünün (DİE) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının (ÇSGB) araştırma sonuçları müdahale stratejilerinin belirlenmesinde kullanılmıştır. 1998-1999?da programlar giderek artan şekilde birden çok sektöre yayılmış müdahale stratejileri tarafından daha yaygın benimsenir olmuştur. Bunlar çalışan çocukların fiziksel güvenlik, öğrenim, psikososyal, bilişsel ve kültürel gereksinimlerini hedef almıştır. 2000-2001 arasında gerçekleştirilen programların odak noktası çocuk işçiliğinin en kötü biçimlerine (ÇİEKB) kaymıştır. Çeşitli yerel ve uluslararası kurumların işbirliğiyle büyük ölçekli doğrudan eylem programları ÇİEKB?yi ortadan kaldırma çabası içinde hayata geçirilmiştir. Önceki programlardaki başarılı müdahale modelleri belirlenmiş ve uygulamaya konmuştur.

2002-2003 arasındaki iki yıllık dönemin en önemli girişimi, Türkiye?de çocuk işçiliğinin en kötü biçimlerinin ortadan kaldırılmasına yönelik Zamana Bağlı Ulusal Politika ve Program Çerçevesinin (ZBPPÇ) hazırlanması olmuştur. Bu belge çocuk işçiliğinin ortadan kaldırılmasına yönelik çabaların gelecekte alacağı yolu ortaya koymakta ve kilit stratejileri ve müdahale alanlarını belirleyerek bir ?yol haritası? işlevi görmektedir.

Türk Hükümetinin taahhütlerine yanıt olarak IPEC ulusal ZBPPÇ?nin uygulanması na 2004 ve 2007 yılları arasında gerçekleşen ve çocuk yoksulluğu ile kaliteli eğitime erişememenin de dahil olduğu, çocuk işçiliğinin başlıca nedenlerine müdahale eden Zamana Bağlı Politika Program Çerçevesi Destek Projesi ile katkıda bulunmayı kabul etmiştir. IPEC Destek Projesi, kamu ve sivil toplum kuruluşları (STK?lar), Birleşmiş Milletler kurumları ve diğer donör kuruluşlarla yakın danışma içinde hazırlanmıştır. Doğrudan eylem programları mevsimlik ticari tarımda çalışan çocukların, sokak ticaretinde çalışan çocukların ve mobilya imalatında çalışan çocukların çalışma ortamlarından kurtarılması ve öğrenime yönlendirilmesi yönünde ilerlemiştir. Program halihazırda 20 ilde, Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa, Kocaeli, Gaziantep, Diyarbakır, Şanlıurfa, Batman, Mersin, Adana, Çorum, Antalya, Erzurum, Elazığ, Çankırı, Kastamonu, Van, Ordu, Sinop?ta ve İnegöl ile Karataş olmak üzere 2 ilçede çeşitli uygulama kurumları yoluyla gerçekleştirilmektedir.

Bugüne kadar hedeflere ulaşma yönünde önemli ilerlemeler kaydedilmiştir. Yedi kilit öneme sahip kurum, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Başkanlığı ve ÇSGB Çalışma Genel Müdürlüğü Çalışan Çocuklar Bölümü, Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ), Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK), GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı, Türkiye?de ÇİEKB?nin ortadan kaldırılması çabalarına tam olarak katılmaktadırlar ve bu konuda kararlıdırlar. İl Valiliklerinin ve Belediyelerin yerel kaynakların seferber edilmesine etkin katılımı beklentilerin ötesinde gerçekleşmiştir. Türkiye İstatistik Kurumu tarafından 2006 yılında ülke çapında ?Çocuk İşgücü Anketi? yürütülmüş ve bu araştırma ILO/IPEC tarafından desteklenmiştir. Daha önce, 1994 ve 1999 yıllarında da araştırmalar yapılmıştır. Bu anketler Türkiye?de çocuk işçiliğinde önemli bir düşüş olduğunu kanıtlar niteliktedir. Üç anketin sonuçlarına göre 6-17 yaş grubu çalışan çocukların oranı 1994?te %15.2, 1999?da %10.3, 2006?da ise %5.9?dur.

Çocuk İşçiliğiyle Mücadelede İşveren Kuruluşlarının Rolü

TİSK, ülke içinde ve dışında endüstri ilişkileri alanında Türk işverenlerini temsil etmeye yetkili tek şemsiye kuruluştur. TİSK?e farklı sektörlerde teşkilatlanmış 22 işveren sendikası üyedir ve bu sendikalara bağlı yaklaşık 1.2 milyon çalışanı ile 8,300 işletme bulunmaktadır. Endüstri ilişkilerindeki etkili konumu sayesinde TİSK çocuk işçiliğine karşı mücadelede önemli bir paydaştır. Gerçekten de TİSK, IPEC Programındaki önemli ortaklardan biri olmuştur.

İşverenlerin çalışmaları temel olarak işverenlerin farkındalığının arttırılması ve çalışan çocukların çalışma koşullarının iyileştirilmesi yönünde olmuştur. TİSK, Ulusal Yönlendirme Komitesi?nde temsil edilmiş, burada Türkiye?de çocuk işçiliği alanında politika oluşturulmasına girdi sağlamıştır. TİSK?in personel ve örgütlenme yapısı politika oluşturmanın yanı sıra ulaşma/yaygınlaştırma faaliyetlerinde de önemli role sahiptir. TİSK projeleri sürdürülebilir halde gelmiş ve Konfederasyon, ilgili kurumlarla işbirliği içinde birden çok sektörü kapsayan yaklaşımlar benimseme yönündeki arzusunu tutarlı bir şekilde göstermiştir.

IPEC Programı kapsamında gerçekleştirilen ilk projede yapılan bir araştırma, TİSK üyesi kuruluşlarda çocuk işçiliğinin neredeyse bulunmadığını göstermiştir. TİSK üyeleri kayıtlı sektörde faaliyet gösteren büyük işletmeler olduğundan bu sonuç şaşırtıcı değildir. Araştırmalar, çocuk işçiliği sorununun daha çok kayıt dışı sektörde çalışan küçük işletmelerde olduğunu ortaya koymuştur. Yine de araştırma bulguları önemlidir, çünkü TİSK?in IPEC Programı içindeki rolünü yeniden belirlemesine olanak tanımıştır. TİSK, endüstri ilişkilerindeki etkinliği sayesinde, çocuk işçiliği sorununu küçük işletmelerde de izlemiştir. TİSK?in daha sonraki projeleri küçük ölçekli işletme işverenlerinin farkındalığını arttırmaya ve küçük işletmelerde çocukların çalışma koşullarını iyileştirmeye odaklanmıştır. TİSK özellikle, çalışma koşullarının zor olduğu bilinen metal sanayinde bir dizi çalışma yürütmüştür.

TİSK, ?İstanbul?da metal sektöründe küçük ve orta ölçekli işverenlerde Çalışan Çocuklar Bürosunun kurulması? başlıklı IPEC projesi kapsamında 1999?da İstanbul Pendik Sanayi Sitesinde ?TİSK Çalışan Çocuklar Bürosu?nu kurmuştur. Buradaki strateji, sağlık durumları, mesleki eğitim fırsatları ve çalışma koşulları gibi bir dizi göstergeler yoluyla çocukların durumlarının izlenmesi olmuştur. Büronun kurulması sırasında işverenlerle ve çocuklarla toplantılar yapılmış, bu toplantılarda işverenlerin çocuk işçiliği sorunu konusunda hassasiyet kazanmaları ve çocukların ihtiyaçları hakkında bilgi toplanması amaçlanmıştır.

TİSK, Marmara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi ve Fişek Enstitüsü ile, çalışan çocuklara sağlık hizmetlerinin sağlanması konusunda işbirliğinde bulunmuştur.

Çocukların eğitim fırsatları konusunda Pendik Sanayi Sitesinde bulunan Mesleki Eğitim Merkezinin öğretmenlerinden bilgi alınmıştır. Büro, çocuklarla ilgili faaliyetlerin odak noktası olmuştur; çeşitli programlar düzenlenmiş, düzenli sağlık taramaları yapılmış ve danışmanlık hizmetleri sağlanmıştır.

Aralık 2005 itibariyle TİSK, Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ) ile işbirliği içinde yeni bir proje gerçekleştirerek bu projedeki stratejisini yinelemiş ve geliştirmiştir. İşçi ve İşveren Sendikaları Konfederasyonları çabalarını sanayide, sokakta ve mevsimlik tarım işlerinde çalışan çocuklar üzerine yoğunlaştırmışlardır. Çeşitli faaliyetler gerçekleştirerek ve temsil ettikleri ya da dahil oldukları sanayi sektörlerinde çalışan çocuklar hakkında bilgi toplayarak Adana?da ?TİSK ve TÜRK-İŞ Çalışan Çocuklar için Toplumsal Destek Merkezi? kurmuşlardır.

Bu bilgiler çıraklara daha iyi eğitim olanakları, çocukların kapasitelerine uygun olmayan mesleklerden çıkarılması ve çocuk işçilerin mümkün olduğunca örgün eğitime yönlendirilmesini sağlamak için politikalar tasarlamakta kullanılmıştır. Bu Eylem Programı aynı zamanda diğer kurumlar tarafından gerçekleştirilen projeler için bir izleme rolü üstlenmiş ve sosyal diyalog yoluyla kurumlar arasındaki eşgüdümü ve işbirliğini sağlamıştır. Fiziksel mekan, Valilik tarafından (daha sonra uzatılması hakkıyla) 5 yıl süreyle TİSK ve TÜRK-İŞ?in kullanımına verilmiştir. Her iki kurum da IPEC desteği sona erdikten sonra faaliyetlerin sürdürülmesi için gerekli tedbirleri almaktadır.

Dünyada çocuklarına atfedilmiş milli bayrama sahip tek ülke olan Türkiye'de, daha adil bir gelir dağılımı ile yoksulluğun yok edilmesi, toplumsal barışın sağlanmasına yönelik insanı temel alan siyasi politikalar ile çocuklarımızın ucuz işgücü olmaktan çıkıp geleceğe umutla bakan düzgün eğitim almış üretken bireyler haline getirileceği çalışmaların artarak devam etmesini diliyorum.

FAYDALANILAN KAYNAKLAR:

[1] Çocuk İşçiliğiyle Mücadelede İşverenler, TİSK, 2008

Ek Bilgi